28 03 2012

Hilmi Yavuz - Kemal Tahir ve Marksizm

   Hilmi Yavuz - Kemal Tahir ve Marksizm KEMAL TAHİR VE MARKSİZM Hilmi Yavuz (*)  Kemal Tahir'in tarih görüşüne bir yaklaşım denemesi sayılabilecek bu yazıda, önce, önemli bir noktayı vurgulamam gerekiyor. Bu da, Kemal Tahir'in, tarihe, özellikle Osmanlı-Türk toplumunun tarihine hem kuramsal ve soyut, hem de pratik ve somut bir perspektiften baktığı gerçeğidir. Kemal Tahir, ne tarih teorisini somut gerçekliklerden bağımsız, saf bir teori olarak; ne de somut tarihsel olguları teoriden yalıtılmış ampirik gerçeklikler dizisi olarak algılamaktadır. Osmanlı - Türk tarihinin somut olgularına bakışı, bu bakımdan, hem temellendirici hem de bütünsel bir bakıştır. Kemal Tahir'de teorik, yani soyut olanla, tarihsel ve somut olan, birlikte ve karşılıklı etkileşim bağlamında ele alınır. Bir başka deyişle Kemal Tahir, somut tarihsel gerçekliklerin, somut tarihsel olguların soyut ve teorik şemalara zoraki ve yapay bir tarzda uyarlanmasından yana değildir. Bu anlamda Kemal Tahir tarihsel olguların anlamlandırılmasında, yorumlanmasında kalıplaştırılmış, dondurulmuş şemalara karşıdır. Burada onun, teori ile şema arasında önemli bir ayırım gözettiğini görüyoruz. Kemal Tahir'e göre şema (ya da model), teoriye, somut gerçekliklerden bağımsız bir geçerlik kazandırmak demektir. Şöyle de diyebiliriz: Kemal Tahir için teoriyi şema ya da modellere indirgemek, teoriyi olumsuzlamak anlamına gelir. Ona göre "şemalarla ya da modellerle yetinmek, bir anlamda kendi gerçekliklerinden kaçmak, teoriden kaçmak" demektir. Kemal Tahir burada, bilimsel maddeci dünya görüşünün bizce büyük ölçüde gözden uzak tutulmuş bir yanını önemle vurgulamaktadır. Bu da, somut gerçeklik ile teori arasındaki ilişkini... Devamı

25 03 2012

Ece Temelkuran: Beni gören ölecekmişim gibi bakıyor

Ece Temelkuran: Beni gören ölecekmişim gibi bakıyor |  görsel 1

  Ece Temelkuran: Beni gören ölecekmişim gibi bakıyor Ece Temelkuran’a göre insanlar öfkeli ve kızgın değiller, onları hareketsiz kılan en derinlerinde duydukları keder ve üzüntü. T24    T24 - Gazeteci Ece Temelkuran, "Beni görenin gözü doluyor. Niye gözleri doluyor? Ölecekmişim gibi bakıyorlar, tutuklanacakmışım gibi ya da çoktan kaybedilmişim gibi... Gerçek şu ki gazeteciler halkın gerisinde kaldı" dedi.   Cumhuriyet gazetesinden Ali Deniz Uslu'nun "Korkmaktan bıktığınız zaman başlar hayat" başlığıyla yayımlanan (19 Şubat 2012) söyleşisi şöyle: Korkmaktan bıktığınız zaman başlar hayat Ece Temelkuran’a göre insanlar öfkeli ve kızgın değiller, onları hareketsiz kılan en derinlerinde duydukları keder ve üzüntü. Bir araya gelip bir şey yapmak için mecalsiz bırakılan, birbirine kırdırılan insanlar ancak korkudan bıktıkları anda cesurlaşacak.   Ece Temelkuran köşe yazılarını topladığı “Kayda Geçsin” kitabının imza günlerinde insanların kendisini dolu gözlerle izlediğini anlatıyor; “Ölecekmişim gibi bakıyorlar, tutuklanacakmışım gibi ya da çoktan kaybedilmişim gibi. Arkamdan değil şimdi ağlıyorlar. Ama asıl dertleri bu değil. Gerçek şu ki gazeteciler halkın gerisinde kaldı. Halk konuşulsun istiyor. Ama son dönemde gazeteciler hayatın diğer renklerini keşfetmeyi tercih ediyor!” Hava durumu gibi operasyon haberlerini izlediğimiz şu günlerde hapishanedeki insanları sayıyla değil genel nüfusa oranla bile söylemenin mümkün olduğuna dikkat çekiyor; “Dün bir arkadaşım 'hepimiz içeri taşınalım da bitsin bu iş' dedi”. Evet, konuşamadıklarınız, konuşmadıklarınız zehirli. Korkunun getirdiği sessizlik de ... Devamı

24 03 2012

Dindar Nesil Tartışması: İslamcı-Yazar Eren Erdem

  Dindar Nesil Tartışması Muhalif duruşuyla bilinen, Gayya, Abdestli Kapitalizm, Nurjuvazi, İslam ve Kapitalizm ve son kitabı Şeytan Evliyaları ile büyük ilgi gören İslamcı-Yazar Eren Erdem'den Dindar Nesil tartışmasına tepkili yaklaşım. 10 Mart 2012 20:08 AKP'nin bir yozlaşma kültürünü "dinleştirdiğini" iddia eden Eren Erdem şöyle bir açıklama yaptı; Çok mübarek bir insansınız sayın Başbakan. Öyle ki, en az Hz.Ömer kadar adil, Hz.Ebubekir kadar cömertsiniz. Öyle ya, gemiciklerinizi satıp; taş kaynatan yoksullara dağıttınız. Mübarek eşinizin parmağında ki pırlanta yüzükten bile vazgeçtiniz. ABD Irak'ı işgal ederlen, ABD'ye savaş ilan etmeniz büyük bir cesaretti sayın Başbakan! Irak'ta ki 1,5 milyon "Müslüman" insanın haklarını, Hamza gibi savundunuz. Yok, siz bunları dil sürçmesi sayın. Yanlış oldu. Harun gibi geldiniz, Karun gibi çöktünüz. Allah dediniz, keseyi doldurdunuz. Kelime'i şahadet getirip, müteahhitliğe terfi ettiniz. Eskiden İman Ya Rabbi diyordunuz. Ne olduysa; "İmar Ya Rabbi" demeye başladınız. Bush'tan himmet, AB'den şefaat beklediniz. Servet ve refahla şımarmış kenzcileri kollayıp, iman edip salih amel işleyenleri solladınız. Mübarek adamsınız vesselam. Sizin iktidarınız, yoksulu zillete, zengini illete düçar etti. Şeytan Evliyalarını ulema, Allah düşmanlarını dost edindiniz. Sattınız, yediniz, içtiniz.   Sayın Başbakan, biz dindar bir nesil inşa ettik dediniz. Zulme karşı susan, dalkavukluğunuzu yapan yalancı şairlerin (medyanın) palavralarına adapte, Mekke'ye gelen kervanlar darılmasın diye dininden taviz veren Ebu Cehil'in nesline ne kadar da benziyor. Komşusu açken tok yatan. Eline fırsatı ge&cced... Devamı

24 03 2012

Breh, breh, breh...

Breh, breh, breh... |  görsel 1

KARANLIK... ...Kaynak : denizsuyukasesi.blogcu.com Devamı