17 04 2012

Devrimci Bir Eğitim İçin Öneriler

 

Devrimci Bir Eğitim İçin Öneriler

Dünya bir kaç ülke dışarıda bırakılırsa bir gericilik dönemini yaşıyor. İşçi sınıfı siyasetinin dünya çapında güç yitirdiği, emperyalizmin tüm  dünyada emekçi sınıflara, ülkelerin bağımsızlığına saldırdığı ve dinci gericiliği bir araç olarak kullandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu dönem Türkiye’de 1980 askeri darbesi ile daha erken açıldı ve çok ağır bir şekilde yaşandı. Kendi varlığını emperyalizmle işibirliğine bağlayan egemen sınıf dinci gerici siyaseti Türkiye’yi dönüştürmede başlıca siyasi araç olarak kullandı. 2011 Haziran genel seçimlerinin sonucu II. Cumhuriyetin ilanı anlamına gelmiştir. Eğitim sisteminin bir bütün olarak piyasacı gerici bir içerikle şekillenirken, eğitim emekçileri de birçok kazanılmış haklarını yitirmekte ve insanlık dışı koşullarda çalışmaya mahkum edilmektedir. Eğitimin birliğini bozan, eğitimi yerel egemenlerin sultasına bırakacak düzenlemeler, alabildiğine piyasaya açılma hedefiyle gerçekleştiriliyor.

Bu nedenle Devrimci Eğitim Şurası devrimci bir eğitim için görevlerini sıralarken öncelikle ve acilen eğitim alanına dönük saldırılara karşı direniş mevzileri oluşturmalıdır. Bunun dışında bugünden eğitim emekçilerinin devrimci bir eğitim için yapabileceği ve güncel olarak yaşama etki edebilecek başlıklar bulunmaktadır. Bunlar aşağıda iki başlık altında maddelendirilmiştir.

Ancak neresinden bakarsanız, AKP iktidarının dışında, CHP de dahil olmak üzere tüm düzen partileri Türkiye’nin yaşadığı nitelikçe değişime uyum göstermiştir. Bu daha fazla emperyalist sistemle bütünleşmek, merkezi devleti dağıtmak, sosyal güvenlik ve işçi haklarını aşındırmak, bir bölgeler coğrafyası yaratmak, emperyalist askeri opersayonların parçası olmak şeklinde özetlenebilir. Türkiye eğer bağımsız ve egemen bir ülke olacaksa, devrimci ilkeleri eğitime uygulayabilecekse, emekçiler sosyal güvenliğe ve kurallı emeğe kavuşacaksa, Kürt halkının eşitliği sağlanabilecekse, kalıcı bir barışa ulaşılabilecek, bir aydınlanma hamlesi yapılabilecek ve bilimsel/teknik anlamda sıçrayıcı bir gelişme olacaksa, bunlar ancak sosyalist bir cumhuriyet kurarak olacaktır. Dolayısıyla devrimci bir eğitim için önerilerin bir kısmı sosyalist bir cumhuriyetin altında gerçekleştirilebilir ve bu öneriler üçüncü bir başlık altında toplanmıştır.

1-AKP iktidarının gericileştirici ve piyasacı hedeflerine karşı acilen yapılması gerekenler

a) Eğitimin gericileştirilmesine karşı

i-Din, devlet tarafından dayatılacak bir olgu olamaz. Zorunlu din dersi uygulaması son bulmalıdır.

ii-Din dersi, ilköğretim ve lise eğitiminden kaldırılmalıdır. Din eğitimi, bireylerin kişiliklerinin oluştuğu ve bilgi ve sorgu süreçlerinin geliştiği 16 yaşından sonra özgürce tercih edilebilmelidir.

iii-Kız ve erkek öğrencilerin eğitimde herhangi bir şekilde ayrıştırılması engellenmelidir. Cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele edilmelidir.

iv-Din eğitiminin Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlanması engellenmelidir. Okullarda imamların görevlendirilmesine karşı çıkılmalıdır.

v-Müfredattaki gericiliğe karşı mücadele edilmelidir. Bilgi teorisine yapılan öznel idealist saldırıya karşı durulmalıdır. Evrim kuramının müfredatta gereği kadar yer alması için mücadele edilmelidir. Tarih öğreniminin metafizik ve bilimsel olmayan yorumuna karşı çıkılmalıdır.

b) Eğitimin piyasalaştırılması ve yerelleştirilmesi ve buna eşlik eden eğitim emekçilerinin köleleştirilmesine karşı

i-İlköğretimden üniversitelere her düzeyde devlet okulunun giderleri devletin genel bütçesinden karşılanmalı, okulların bir şirkete dönüşmesine izin verilmemelidir. Bağışlara, her türlü cepten ödentiye karşı çıkılmalıdır.

ii-Meslek liselerinin özel sektöre devri kabul edilemez.

iii-Okulların yerel yönetimlere devrine şiddetle karşı çıkılmalıdır. Okulların “mali özerkliği” denilen başlık başlıca piyasalaştırma mekanizması haline gelmiştir.

iv-Tüm eğitim emekçilerinin sözleşmeli veya diğer güvencesiz biçimlerde çalıştırılmasına karşı çıkılmalıdır. Herkes için kadrolu, sosyal güvenceli, emeklilik hakkını kapsayan çalışma biçimi kabul edilmelidir. Her türlü esnek çalışma biçimi red edilmelidir.

v- 652 sayılı yasada yapılmaya çalışılan değişiklik, esnek çalışmayı, işgüvencesini, sendikalaşma özgürlüğünü tehdit etmektedir. Kesinlikle gündemden çıkarılmalıdır.

c) Eğitim diliyle ilgili mücadele

i-Kürt halkının anadilinde eğitim hakkı kabul edilmelidir. Pratikte nasıl uygulanacağı tartışmaya açılmalıdır.

ii-İngilizce, Almanca, Fransızca ve Arapça gibi yabancı dilde yürütülen bütün eğitim programları sonlandırılmalıdır. Buna karşılık ülke dilleri eğitim programına eklenmeli, yabancı dil eğitimi geliştirilmelidir.

d) Yukarıdaki başlıklar için nasıl mücadele edilecek

i-AKP iktidarının eğitim alanında hedeflediklerini engellemek ve bügüne kadar verdiği zararı geri çevirebilmek için örgütlü mücadeleden başka şansımız bulunmamaktadır.

ii-Devrimci Eğitim Şurasının il ve ilçelerde oluşturulan birikimleri Türkiye toplantısı sonrasında dağılmamalı ve konulan ilkeler doğrultusunda gericiliği ve piyasacılığı izleyen ve mücadele eden birimler olarak korunmalıdır. Devrimci Eğitim Şurası eğitim emekçileri, üniversite öğretim üyeleri ve öğrencileri, liselileri ve velileri, eğitim fakültesi öğrencilerini, akademisyenleri ve aydınları bir araya getiren, tartışma ve sağlıklı üretimi sağlayan, örgütleyen, ilerici birikimi ve geleneği temsil eden bir mücadele süreci olarak tanımlanmalıdır.

iii-Eğitim alanında sendikalar güçlendirilmeli, sınıf sendikacılığı ilkeleri benimsenmeli, ataması yapılan, yapılmayan tüm eğitim emekçilerini kapsamalıdır. Eğitim alanındaki bir sendikanın sadece özlük haklarında değil, sınıfın çıkarlarını genel olarak ilgilendiren her toplumsal, siyasi başlıkta etkili olması amaçlanmalıdır.

iv- Dershane öğretmenleri sendikalaşmalı ve ortak mücadeleye katılmalıdır.

2-Devrimci bir eğitim için bugünden yapabileceklerimiz

a-Devrimci, ilerici, yurtsever eğitim emekçileri örgütlü kimlikleri ve siyasi olarak dik duruşlarının yanında ilerici pedagojik özellikleri ile de örnek olmalıdırlar. Sınıflarında eşitlikçi, öğrencilerinin kişiliklerine saygılı, sorgulamayı, düşünmeyi bir yöntem olarak aşılayan, okumayı sevdiren ve bu haliyle dayatılan müfredatı boşa çıkaran bir öğretmen tipine gereksinim duyulmaktadır. Bu gereksinimi karşılamak üzere bugünden öğretmen eğitimleri yürütülmeye başlanmalı, bu amaçla bir çalışma grubu oluşturulmalıdır.

b-Her yerde alternatif bir müfredat yaratmak meşru hale gelmiştir. Öğretmenler, öğrenciler, öğrenci klüpleri, dernekler, siyasi partiler okuma gruplarını inisiyatif kullanarak yaratmalı ve bir aydınlanma seferberliği oluşturmalıdır. Bu okuma gruplarında kullanılmak üzere gereksinim duyulan kitaplar eğer boşluk varsa yazılmalıdır.

c-Dinci gericilik özel yurtlar ve dershaneler üzerinden örgütlenmektedir. Dershane ve yurt için alternatif olanaklar yaratılmalıdır. Bizlerin örgütleyeceği dershaneler gönüllülüğe dayanmalı ve parasız olmalıdır. Devlet yurtlarına sahip çıkılmalı, gericiliğe ve piyasacılığa karşı korunmalıdır. Seküler bir dayanışma ve kollektivizm kültürü geliştirilmelidir.

d. Gericiliğin kız çocuklarının eğitimlerine etkileri ifşa edilmeli, kız çocuklarının eğitime eşit katılımının önündeki engellerin kaldırılması talebi sürekli güncel tutulmalıdır. Devrimci Eğitim Şuralı öğretmenler, sınıflarındaki kız öğrencilerin koşullarına duyarlı olmalı, onlar için ek destek mekanizmaları yaratmak üzere düzenden talepkar olmalıdır.

3-Sosyalist Cumhuriyette eğitim

a-Sosyalist Cumhuriyet bugüne kadar emekçilerin yarattığı fakat el konulmuş bütün üretim araç ve nesnelerini kamulaştıracaktır.

Bu birçok olumlu etkinin yanında eğitim alanında büyük bir devrimci etki yapacaktır. Bütün özel okul ve üniversiteler kamulaştırılacaktır. Toplumsal eşitlik için bu zorunlu hamlenin yanı sıra kapitalizmin topluma bulaştırdığı büyük bir akılsızlık olan dershaneler kapatılacaktır. Dershane öğretmenleri içine sokuldukları ağır çalışma koşullarından kurtulur ve devlet güvencesine geçerlerken, öğrenciler onlarca yıldır içine itildikleri yıpratıcı ve eşitsiz yarışma ortamından kurtulacaklardır. Değersizleştirilen okul eğitimi kıymetlenecektir. Eğitimin her düzeyde parasız olmasının koşulları yaratılmış olacaktır.

b-Sosyalist Cumhuriyetin kamuculuk kadar önemli bir diğer karakteri merkezi planlamadır. Merkezi planlama bölgesel eşitsizlikleri, köy kent farkını, kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlayan kapsamlı bir siyasi müdahaledir.

Bunun başarılması durumunda bugünkü eğitimin birçok sorunu kendiliğinden çözülmüş olacaktır. Ancak bunun ötesinde eğitimin merkezi olarak planlanmasının çok sayıda avantajı vardır.

Emperyalizmin hegemonyasında yerelleşmenin demokrasi getireceğini düşünen sapmanın da çözümü merkezi planlamanın sosyalist uygulamasında aranmalıdır. Tüm birimlerin sunduğu verilerinin toplanması ile oluşturulan hedeflere, okulların ve üniversitelerin emekçilerinden öğrencilerine herkesin yönetime katılımı ile ulaşılacaktır.

Merkezi planlama aynı zamanda bir okulu veya üniversiteyi bitiren kişinin işsiz kalmaması anlamına gelecektir.

c-Sosyalizm büyük bir aydınlanma hamlesidir.

Aydınlanma hamlesi oluşu sadece eğitim programındaki devrimci dönüşüme bağlanmamalıdır. Sosyalizm gericiliğin kökünün kurutulmasının yanı sıra üretici güçlerin gelişmesinin önündeki engelleri de temizleyecektir. Sosyalizm bu topraklarda bilimsel, teknik anlamda bir sıçrama anlamına gelmektedir. Üretici güçlerdeki sıçramanın ve kapsamlı büyük bilimsel çalışmaların ürünü olarak da eğitim programı bugünkü ile karşılaştırlamayacak ileri bir seviyeye gelecektir. Bilimsel dünya görüşü ilköğretimden başlanarak ve giderek derinleşerek öğrenime damgasını vuracaktır. İnsanlığın elde ettiği tüm bilimsel teoriler deneysel yöntemle programda yerini alacaktır.

Üretici güçlerdeki bu gelişmeyle birlikte kavrandığı zaman politeknik eğitim, yani akademik eğitim ile teknik eğitimin bütünleştirilmesi daha iyi anlaşılacaktır. Kalkınmaya karşı sorumluluk, dünyanın atmosfer, su ve toprak gibi doğal kaynaklarının korunması ve estetik bilinci bir bütün oluşturacaktır. Sosyalist eğitiminin yetiştirdiği yeni insan devrimi koruma ve geliştirme sorumluluğuna sahip siyasi bir insandır.

Ayrıca bugün bir esnek üretim ve sömürü aracı olan “yaşam boyu eğitim” kavramı, bu kavramın ifade ettiği gerçekliğe kavuşacaktır. Parasız olarak emekçiler halk eğitimi ve yüksek öğrenim de içinde olmak üzere hayatları boyunca kendilerini geliştirmeleri için parasız olarak eğitim görmeye teşvik edileceklerdir.

d-Eğitim emekçilerinin emeği anlamlı hale gelecek, bunun ötesinde kurallı emeğe ve yüksek sosyal ücrete sahip olacaklardır.

Bugün çoğu eğitim emekçisi için mesleğin anlamı yitirilmiştir. Sosyalizm ise “yeni insanı” yetiştirirken onların emeğine ve yaşamına anlam katacaktır. Öte yandan tüm emekçiler gibi eğitim emekçilerinin de zorunlu çalışma saatleri azalırken yaşam koşulları iyileşecektir. Sosyalizm parasız sağlık, eğitim, kültür hizmetleri, lojman, servis, kreş, spor olanakları vb sağlayacaktır. Buna karşılık eğitim emekçilerinin sendikaları varlığını sürdürecek, yaşam ve çalışma koşullarına örgütlü müdahalenin araçlarından biri olacaktır.

e-Anadilde ve ülke dillerinde eğitim hayatın doğal bir parçası olacaktır.

Sosyalizmde kreş deneyiminden başlayarak çok kültürlülüğü yaşayan öğrenciler, Türkiye’de Kürtlerin yıllarca anadilleri dışında bir dilde eğitime maruz bırakılmasını ancak tarih kitaplarından öğrenecek ve şaşıracaklardır. Yabancı dilde eğitimin yapılmasına da. Buna karşılık sosyalist enternasyonalizm diğer sosyalist ülkelerle bütünleşmeyi gerektirir ve bu ülkelerin dilleri etkili yöntemlerle eğitim programlarında  yer alacak, öğrenciler çocukluk ve gençliklerinde uluslararası değişim programlarına katılarak yabancı dillerini geliştirme fırsatı bulacaklardır.

Yaşasın gericiliğe ve piyasacılığa karşı  devrimci eğitim mücadelemiz. 
Yaşasın sosyalizm.

DANIŞMA KURULU:

  • Ahmet Doğan-Eğitimci, yazar
  • Ahmet Yaşar Tezulaş- Emekli öğretmen eski TÖS ve TİP üyesi
  • Dr. Akif Akalın- İÜ Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Ana Bilim Dalı-
  • Ali Somel- AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Yönetim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Arş. Gör
  • Doç.Dr. Burak Gürbüz- Galatasaray Üniv. İktisat Bölümü
  • Ebru Aylar- Ar. Gör. Eğitim-Sen Ankara 5 No’lu Üniversiteler Şubesi YK üyesi
  • Prof. Dr. Erhan Nalçacı- AÜ Tıp Fakültesi, Fizyoloji Ana Bilim Dalı
  • Erhan Doğan- Öğretmen
  • Erinç Erdal- Ar. Gör. ODTÜ Tarih Bölümü
  • Feyza Hepçilingirler- Yıldız Teknik Üniversitesi Türk Dili Bölümü, öğretim görevlisi, yazar
  • Hasan Toprak-Eğitimci, Eğitim-Sen eski Şube Başkanı
  • İsmail Mürşil-Emekli öğretmen , eski TÖB-DER üyesi
  • Mehmet Barış- Eğitimci
  • Mustafa Kovanlık- Eğitim-Sen eski şube yöneticisi
  • Nabi Belekoğlu-Eğitimci, eski TÖB-DER MYK üyesi
  • Necdet Uygun-Eğitim-Sen eski şube yöneticisi
  • Nazlı Somel- Arş. Gör. Helmut Schmidt Uni. Hamburg-Almanya
  • Prof. Dr. Nejla Kurul-AÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi
  • Onur Seçkin-BÜ Eğitim Fakültesi, Ar. Gör
  • Refet Özkan- Emekli öğretmen, TÖS üyesi, 1968 Devrimci Eğitim Şurası katılımcısı
  • Prof.Dr. Rıfat Okçabol- BÜ Eğitim Fakültesi akademisyen, yazar
  • Rıza Zeyrek- Eğitimci, Eğitim-Sen eski şube yöneticisi
  • Yrd. Doç. Dr.Semiha Günal- Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Meslek Yüksek Okulu
  • Yrd. Doç.Dr. Sevgi Çıkrıkçı- Ankara Ün. Dilbilimi Bölümü
  • Zeynep Solakoğlu-İÜ Tıp Fakültesi, Tıp Eğitimi Ana Bilim Dalı

28
0
0
Yorum Yaz